Ziyaretçi Sayısı

OKUDUĞUNUZ YAZILARIN TAMAMININ KAYNAĞI YÜREĞİMDİR.. BLOĞUMDA ALINTIYA YER VERİLMEMEKTEDİR

12 Eylül 2011 Pazartesi

Nerede İdim..

minicik bir balık idim. içinde yüzdüğüm, nimetlerinden ziyadesi ile faydalandığım, bununla birlikte
"nimet nerede?, deniz nerede?" diyen habire hazine ve denizi arayan bir densiz idim.

ömrüm baki idi. yüz milyar yıl hazine ve denizi aradım bıkmadan usanmadan..
bir gün bir balıkçının oltasına takıldım balıkçı bir savurdu kaf dağının ardında kupkuru susuz bir çöle düştüm.

nefessiz kalmış can çekişiyordum, bir türlü ölemiyor kıvranıyordum.
sonsuz acılar içersinde geçmişim bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akmaya başladı.

işte o zaman dank! etti ki; meger ben buralara atılmadan evvel aradığım deniz ve hazine'nin tam içersinde imişim..

ne varki iş işten geçmişti. deniz içersinde değil üzdüklerim ve kırdıklarım;
en nefret ettiklerim bile gözüme bir Nur parçası görünmeye başladı, gercekten aslıda bu idi...ne olduklarını bilmeseler dahi..

(O gün, o insan, önden yolladığı şeyler ve geriye bıraktığı herşey ile haberlenir.. Kıyamet 13)

ben ki; bir karıncanın dahi himmetine muhtaç kalmış avazım çıktığı kadar bağırmakda idim, ama duyurmak ne mümkün.

(hiç kimsenin kimseye yardımcı ve şefaatçi olamayacağı günden sakının... Müddesir: 48)

evet, bana yalnızca ALLAH yardım edebilirdi... göz göze geldik.

(hayır! hayır! o gün kaçacak saklanacak yer yok.. varılacak yer yalnizca Rabbinin huzurudur.. Kıyamet 11-12)

utançla yüzümü öne eğdim. zira bu göz göze geliş, zamanında meğer içersinde oldugum sonsuz nankörlüğü yüzüme çarptı. başım öne eğik yalvardım yalvardım, yalvardım..
tam yüz milyar yıl.

ta ki çocukluğumdan o güne deniz içersinde değil aldığım nefes; -maddi manevi- gıdalandığım, o zamanlar fark edemedigim, ve bu körlükden dolayı sonsuz şükrünü eda etme bilincinde olmadigim en zerre nimetin hesabını dahi sonuna kadar verene dek..

bir nidacı dalga geçer gibi güldü "hey sen! denizin içersinde iken, günahlarının denizlerin köpükleri kadar dahi olsa ALLAH dan ümidini kesmeyecegi naralari atan sen!.
orada atıp tutmak kolaydı şimdide sözünü tutsana" dedi..

çaremmi vardı ya tutacak ya tutacaktım.. yüz yıl daha böyle geçti..

bir gün, "sevin sevin" denildi. bir yağmur bir velvele ortalığı sardı nehirler oluştu, denizle birleşti.

yüzerek denize kostum. artık ben eski ben değildim, neyin ne olduğunu birebir yaşayıp öğrenen, Deniz'in ve Hazine'nin nerede olduğunu iyi bilen"kıyam" "et" (uyanan ayağa kalkan) idim.

ögrendimki binlercesi sözünü tutmamış..

2 yorum:

  1. Evet, twitter'daki sohbetimiz de buna benzer birşey idi.. Şahsi kıyamet dediğiniz şey yine oradaki muhabbetimizde de ifade ettiğimiz gibi insanın ölümüyle mümkün olacağı gibi yaşarkende olabilmekteymiş.. Bunu da öğrendik, elhamdulillah..

    Yazı için şükranlarımı sunarım, yüreğinize ve kaleminize sağlık..

    YanıtlaSil
  2. yüreğine sağlık. aydıran,uyandıran baştacısın!

    YanıtlaSil

Follow @istanbuuli