Ziyaretçi Sayısı

OKUDUĞUNUZ YAZILARIN TAMAMININ KAYNAĞI YÜREĞİMDİR.. BLOĞUMDA ALINTIYA YER VERİLMEMEKTEDİR

8 Eylül 2011 Perşembe

Ah Şu Yaşadıklarım..

o zamanlarin elit şımarık çocuğu ben, birisini gördüm pazarda. gerçekden ve gerçekden o dilenci degildi çalışamayacak kadar fiziken magdurdu..

"acaba birileri bir iki lokmalık birşeyler verirde, çocuklarıma götürebilirmiyim" ümidi ile yanaştığı tezgahlarda pazarcıların gözlerine bakıyor, yüz bulamayınca sanki içi ağlar gibi gönlü doluyor, boynunu büküyordu..

.. ah o mahzun boyun büküşü ah.. hala gönlümden gitmez..

içimde o an açılmış yaranın yüzümde belirginliği fark edilmesin diye bir kuytuya gittim..  kendimi toparladım oraya koştum, ama adam yoktu gitmişti. nasıl olurdu ALLAH'ım, onu bulmalı idim.

saatlerce aradım onu, tam ümidimi kesmiştimki pazar çıkışında kaldırımda ağlamaklı oturur buldum onu..
önceden hazırlamış olduğum bir miktar parayı cebine soktum . canının istediği bir çok şeyi alıp arabayla evine bıraktım.

tam gidecekken "gel ALLAH için bir çayımı iç" dedi asla incitemezdim. içeri girdim soğuk bir gündü, derme çatma bir ev, içerde sac tenekeden soba vardı.
tahta parçaları ile yaktığı sobanın üzerinde çay demledi. ben ömrü hayatımda bu kadar lezzetli, haz veren içine gönül katılmış  bir çayı daha önce hiç içmemiştim..  çıkarken bana üstü gazete kağıdı ile sarılı bir paket verdi ve şunu dedi:
 "ALLAH sana bir Hz İsa ilmi, bir Muhammed s.a.v şevkati doldursun içine, ve öyle bir gönül sahibi ol-ki, sonsuzluk gönlünde toz zerresi olsun"

eve gidip paketi açtığımda, türkçe meal Kur'an idi, aylarca okudum onu. fakat hiç bişi anlamıyordum. artık öyle zoruma gitmeye başladıki; "ALLAH'ım ne oldu, unuttunmu beni? yoksa sevmiyormusun?" diye ağlamaya başladım. çünkü ben kelimeyi değil, kelimenin ardındaki manayı arzuluyordum..

içimden bir ses, olaya temelden başlamam gerektiğini söyledi. bir kitap evine gittim, hangi kitabı alacağımı dahi bilmiyordum. içimden gelen her kitabı poşete koydum. hesabı ödemeye geldiğimde , ayrı bir şok yaşadım.

adam dedi: "oğlum bu kitaplar bizde, yoktu sen nerden buldun?"  "amca nasıl olur vallahi raflardan aldım"

ücret listesindede bulamayınca cüzzi bir miktar para aldı.
bir kaç yıl böyle geçti..
bir gün biri, bir ayetin anlamını sordu, ben bir başladım anlatmaya sanırsınki, denizler mürekkep, arz üzerinde ağaçların tamamı kalem olsa anlattıklarımın sonu gelmeyecek, sanki sonsuzluk gönlüme ram olmuş..

aynı zamanda, kendi anlattıklarımdan kendimde çok şey öğreniyordum. sanki içime bir melek girmiş, anlatan o idi..
..ama hala eksik bişiler vardı, bunu içimdeki sıkıntıdan ve sanki hala bir yerlerde kapalı kalmışlıkdan anlayabiliyordum..
anladımki orası hala sonsuzluk degil, orası sadece 3 ve 4. boyutlara ait mekanlarmış. hala yarmam gereken gökler varmış, bunu yapabileyimki hiç bir şeye ve hiç biryere sığmayan ruhum çıksın gitsin özgürlüğe kavuşsun..

birgün evde net arıza yaptı. çıktı almam gerekti bir net kafeye gittim işimi gördükden sonra pc dosyalarını karıştırmaya başladım "Mevlana'dan kıssalar" isimli bir dosya buldum ilgimi çekti.
onu e-kitap a çevirip telefona yükledim.

(zaten o günden sonra herşeyi telefondan e-kitap olarak okuma alışkanlığı başladı. istedigim herşeyi netten indirip, kışın kar yağarken dahi geceleri yorganımın altında okuyabiliyordum. çok pratikdi binlerce kitabı külfetsizce her daim yanımda taşıma olanagi veriyordu. zaten teknoloji gelistikçe daha geniş ekran daha konforlu tel ile değişiyordum)

bunların bir kaynağı olmalı idi meger mesnevi imiş, 28 bin beytlik mesneviyi tel e indirdim daha üst boyutlu şeyler anlatıyordu, henüz kelimenin ardındaki o manayı yakalayamıyordum ama önceki gibi panik yapmıyordum artık.

bir kere bir kapı açılmıştı, her yolun sonunda baska bir yola açılan bir kapının varlığını biliyordum, hersey idrakimde gizli idi. idrakim açıldıkça o kapılar idrakimle paralel açılıyordu. ama şimdi burada dışarıdan ayrıntı gibi gözüken, fakat aslında önemli bir noktaya vurgu yapmadan geçemicem;

idrak-i, bunu ne kadar arzuladığına ve bu ugurda ne kadar sebat ettiğine paralel, dilerse ALLAH genişletiyor. bunun kitaplarla alakası yok, kitaplar ancak sana "aa o da aynısını söylüyor, aa o da gönlümün gördüğü aynı şeylerden bahsediyor" dedirtip aslında kafayı yemediğini izah edip üzre oldugun yolda seni sana onaylatıyor..

..ve ben anladımki kaderin bana tevafuk ettirdiği kitaplar, yüzde yüz bana eşlik ettirici türden oluyor..

o zaman dank ettiki; biri beni gözetliyor. yaptığım her hareketin, üzre olduğum her düşüncenin idrakinde. neye ihtiyacım varsa ve hususda kendimi neyle yada hangi kitapla onaylamam gerekse onu karşıma çıkarıyor..

..sonunda mesnevi yi okumaya basladım, ama ben artık eski ben değildim, o bahçenin bir kez olsun tadını almış biri olarak, içi sonsuz hasret ızdırapları ile yanan, bir aşık tım..


6 kalın ciltlik bir kitaptı bu, okumamın 33. gününde orta ciltlere geldiğimde bir gece yarısı kelimelerin artık silindiğini ve yalnızca ardındaki mana nın benle konuştuğunu fark ettim..

sanki o beni gözetleyen, kelimenin ardında mana olmuş, kainata sanki benden baska hiç kimse gelmemiş gibi direk gönlüme hitap ediyordu. bunu fark ettigimde şok oldum.
elimdekini bırakıp, şaşkın şaşkın hayıfla tavana bakarken " neredesin, yoksa bu odadamı" demişim.

tekrar kitaba döndüğümde okudugum şu cümleler şaşkına çevirdi:

 "alık alık tavana ne bakarsın a şaşkın, ALLAH'ın herşeye ka'adir oldugunu bilmiyormusun"..

3 yorum:

  1. Rabbim, insanın ilmini kimi zaman iki dudak arasından dökülecek bir duayla ne denli genişletebiliyor.Başkalarının bizim için ettiği dualar günahsız ağızlardan çıkmış dualar olduğu için sanırım.Bu hâle gıpta etmemek imkansız elbet.Madde âleminden mânâ âlemine geçiş...Ne hoş, ne nor..Son üç satır iyice ürpertti içimi... Allah ilminizi arttırsın.

    YanıtlaSil
  2. Kardeşim, gerçekten çok içten çok samimi yazmışsın. açık sözlü olmam gerekirse ilk başladığımda vazgeçecektim ki dedim altı üstü bir sayfa. İyi ki vazgeçmemişim.

    Böyle bir işareti yaşamak ne güzel ve ilginç birşey daha. Bugünlerde mevlana hakkında bir kitap okuyorum. Mesnevisinide almayı düşünüyordum. İçimde acaba okumaya vakit bulabilir miyim yada anlayabilir miyim gibi soru işaretleri vardı. Bunların içimden yok olmasını ve is0teğimin dahada artmasına sebeb olduğun için teşekkür ederim.

    Rastlantı üzerine bloguna girdim. Tuhaf değil mi? :)

    Ya da gerçekten rastlantı üzerine mi girdim?

    Kim bilir?

    Cevap hepimizin içinde.

    Şükürler olsun..

    YanıtlaSil
  3. Deprem olduğu zaman çok korkmuştum.Ağzımdan dökülen kelimeler ilk anda lütfen allahım'dı.Lütfen allahım mı? niye böyle bir cümle kurmuştum bilmiyorum ama ..sonra düşündüm o anda allah'a sığınacağımı bildiğim halde başına eklediğim kelime 'lütfen'di.Sonradan kendime güldüm oysa bildiğim tüm duaları okumak varken onlar beni ve ailemi koruyabilecekken..'lütfen 'kelimesine allahımı sığdırmıştım.Şimdi anlıyorum ki o anda bile beni duydu şükür sana rabbim.

    YanıtlaSil

Follow @istanbuuli