Geçen gece saat 10 suları falandı, ablamın kızı yeğenimle balkonda oturuyorduk..
17 yaşında üniversiteye hazırlanıyor. çay demlemiş getirmiş yanıma oturdu hava olabildiğince sessiz ve esrarengiz, gökte yıldızlar raks ediyor..
merakane gözlerle gökte yıldızları izlerken neler düşündüğünü hissedebiliyordum.. söze girdim..
(derken burada duraklayıp düşünmeye başladım; o halde insan, bu boyutlar içersinde sahrada toz zerresi üzerinde yaşayan, moleküler yada bakteri büyüklüğünde birşeydir.. peki nerede ise yok hükmünde halde iken, insandaki bu gurur ve kendini halt sanmalar ??? "küçük dağları ben yarattım" havaları ne oluyor??? tamamen komedi ve aptallık bu.. insan kendini bu kadar iğrenç bir duruma düşürsün, akıl alır gibi değil)
-şimdiye kadar tesbit edilen en büyük gezegen 1500 ışık yılı hızı uzaklıkdaki (saniyede 300 bin km yani ışık hızı ile gidilse dahi 1500 yıl sonra varılabilecek bir alan) Herkül takım yıldızında bulunan TrES-4 olup dünyadan 32 bin kat büyüktür..
ömrünü tamamlayıp enerjisini tüketmiş devasa bir yıldız süpernova bir patlama ile infilak eder.. geriye öyle akıl almaz bir çekim gücü kalırki (öyleki önünden geçen ışığın yönünü dahi kırıp kendine çekecek kadar) herşeyi içine çeker.. bu çekim gücü tam 11 milyon dünya kütlesini bir toplu iğne başı boyutuna küçültebilecek kadar güçlüdür.. (the black hole -kara delik-)
(hayır yıldızların yerlerine yemin ederimki bilirsenizki bu gerçekden büyük yemindir- vakia-75)
sersemler gibi oldu, başı dönüyordu sanki.. sustum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder